Mart ayının ilk haftasında partimizi resmen kuruyoruz
TÜRKSOLU: Sayın Gökçe Fırat, sanıyorum son hazırlıklara geldiniz ve artık partinizin kuruluşunu ilan ediyorsunuz.
GÖKÇE FIRAT: Evet, 19 Mayıs 2009 tarihinden itibaren yoğun bir altyapı çalışması yürüttük ve artık son hazırlıklarımızı da tamamlamak üzereyiz.
30 Ocak 2010 tarihi itibari ile halkımıza Atatürkçü Parti’nin kuruluşunu müjdeliyoruz.
Ve Mart ayının ilk haftasında da İçişleri Bakanlığı’na başvurumuzu yapacak ve partimizi resmen ilan edeceğiz.
TÜRKSOLU: Peki partinin ismi gerçekten Atatürkçü Parti mi olacak?
GÖKÇE FIRAT: İsim konusunu şimdilik açıklamıyoruz, o bizim sürprizimiz olacak.
Artık gerçek bir muhalefet partisine ihtiyaç var
TÜRKSOLU: Peki neden parti kurma işine soyundunuz, zorunlu muydu gerçekten bu?
GÖKÇE FIRAT: Bu konuda şunu söylemek gerek, öncelikle TÜRKSOLU okurlarının ve bize güvenen, inanan insanların yoğun bir talebi ve baskısı oldu.
İnsanlar sürekli bize şunu söylüyordu: “Her dediğiniz doğru çıkıyor, her öneriniz son derece tutarlı, artık siyasete de müdahale edin.”
Elbette bu tür isteklere daha fazla hayır diyemezdik. Sonuçta bize güvenen insanlara karşı bir sorumluluğumuz var.
Ama bunun dışında asıl önemli olan Türkiye’nin artık gerçek bir muhalefet partisine ihtiyacı olması.
Muhalefet görevini yapsa AKP çoktan devrilirdi
TÜRKSOLU: Zaten yeterinden fazla muhalif parti yok mu ülkemizde?
GÖKÇE FIRAT: Türkiye’de gerçek anlamıyla muhalefet yapan bir parti olsa AKP iktidardan çoktan giderdi. Ama bizim ülkemizde muhalefet, özellikle de parlamentodaki muhalif partiler, sadece göstermelik bir muhalefet yapıyorlar. Böylece görev savıyorlar. Nitekim kimse de bu partilerden memnun değil.
Allah aşkına, ülkenin faşist bir diktaya gittiği, bölünmeye sürüklendiği, gericiliğin bu kadar yükseldiği bir ülkede, nasıl olur da iktidar güçlenir ya da gücünü korur?
Normali güçlenmemesi, çoktan yıkılıp gitmesidir. Ama ayakta duruyor çünkü muhalefet bugün AKP iktidarının en büyük destekçisi ve güvencesidir.
TÜRKSOLU: Peki siz gerçek muhalefet rolünü üstlenebilecek misiniz?
GÖKÇE FIRAT: Elbette üstleneceğiz çünkü bizler gerçek muhalefetiz.
Yani emperyalizmden, AKP iktidarından, bölücülükten, gericilikten gerçek anlamda rahatsız olan insanlarız. Ve Türkiye’nin büyük çoğunluğu da aynı görüşte. Mesele bu görüşte olan insanları, bu politikaları savunan bir partide toplamak, bu bir.
Ama ikincisi de bu politikaları savunan partinin gerçekten halkın içinde, mücadeleci bir parti olması. Bizim partimiz bu anlamda da halkın sesi olacak.
En önemli özelliğimiz özü sözü bir parti olmamız

Gökçe Fırat ve ailesi |
|
TÜRKSOLU: Partinizin diğer partilerden farkı ne olacak?
GÖKÇE FIRAT: Bizim partimizin ilk özelliği özü ve sözü bir parti olması. Yani neye inanıyorsak onu söyleyeceğiz, şunu kızdırmayalım, şunu korkutmayalım gibisinden bir bakış açımız yok.
Ama aynı zamanda özümüz de tüm partilerden çok farklı, biz tam anlamıyla 6 Ok’u savunan ve onu uygulayan bir parti olacağız.
TÜRKSOLU: İyi de zaten 6 Ok’un bir partisi var.
GÖKÇE FIRAT: Var ama o sadece lafta. Yani CHP 6 Ok’un hangisini savunuylor ki?
Hiçbirini!
Devletçiliği, devrimciliği, halkçılığı çoktan bırakmışlardı. Ellerinde bir laiklik kalmıştı ama artık onu bile savunmuyorlar. Çarşaf açılımları ortada.
Çözüm projemiz 6 Ok’un tavizsiz uygulanmasıdır
TÜRKSOLU: Peki siz 6 Ok’u nasıl savunacaksınız? Sizce bu ilkeleri artık günümüz şartlarına uyarlamak gerekmiyor mu?
GÖKÇE FIRAT: Bakın bu çok kullanılan bir argüman ama içi tamamen boş.
Atatürk bu ülkeyi 1923 yılında kurduğunda temel sorunlar neydi?
Emperyalizm o zaman da başımıza belaydı, gericiler ve bölücüler bu emperyalist güçlerle işbirliği halindeydi. Halkımız yoksul, ekonomimiz tükenmişti.
Atatürk ne yaptı?
Tüm bu sorunları aynı anda çözecek bir proje üretti. Çağdaşlaşma ve kalkınma programıydı bu ve uygulandığı süre içinde de büyük başarı kazandı.
Ama geldiğimiz noktada durum yine kötü ve ülkemizin sorunları da aynı. O halde çözüm projesi de aynıdır, 6 Ok’un tavizsiz uygulanmasıdır.
TÜRKSOLU: Ama dünya sizce 30’lu yılların devletçiliğine doğru geri dönebilir mi? Liberalizmi artık tüm dünya kabul ediyor.
GÖKÇE FIRAT: Bakın bu da büyük palavra.
Aksine dünya artık yavaş yavaş devletçiliğe dönüyor.
Hatta şunu söylememiz gerek, dünya Atatürkçülüğe dönüyor ve Atatürkçülüğe sarılıyor.
Alın Latin Amerika’yı. İşte Chavez, çok açık biçimde 6 Ok’u uyguluyor ve gayet de başarılı. Diğer Latin Amerika ülkeleri de öyle.
Atatürk gibi olmak için yola çıkıyoruz
TÜRKSOLU:Yani siz Chavez mi olacaksınız?
GÖKÇE FIRAT: Soruyu bu şekilde de sorabilirdiniz ama Chavez Venezüella’nın Atatürk’ü olmaya çalışıyor aslında!
Yani mesele Atatürk gibi olabilmekte. Biz de Atatürk gibi olmak için yola çıkıyoruz.
Chavez Venezüella’da bunu başardıysa, biz de burada yani Atatürk’ün anavatanında elbette başarabiliriz.
TÜRKSOLU: Latin Amerika’nın sorunları ile ülkemizin sorunları farklı değil mi ama?
GÖKÇE FIRAT: Değil tabii.
Bakın dünyada emperyalist ülkeler yani zengin ülkelerin dışında kalan koca bir dünya için sorunlar hep aynıdır.
Bu sorunların başında ekonomik açıdan dışa bağımlılık ve yoksulluk yatar. Ülke içinde de bu yoksulluğa paralel dikta kuran bir zengin tabaka vardır. Halk ise kendisine yabancılaştırılmıştır.
Ortak sorunların çözümü de ortaktır.
Atatürk milliyetçi ve solcuydu
TÜRKSOLU: O zaman şöyle soralım size, Chavez solcu bir lider. Peki siz solcu musunuz? Yoksa Atatürkçü müsünüz?
GÖKÇE FIRAT: Bakın burada da bir kavram karmaşası var. Chavez özünde Bolivarcıdır. Devletin adını bile Bolivarcı Cumhuriyet yaptı. Neden? Çünkü Bolivar da onların Atatürk’ü!
Hem Atatürk’ün hem de Bolivar’ın ideolojik kimliği ne peki?
Bir defa, ikisi de ekonomide devletçi, yani solcu.
İkincisi, ikisi de emperyalizme karşı, milliyetçi.
Demek ki solculukla milliyetçiliği birleştirdiğinizde bunun adı Latin Amerika’da Bolivarcılık, bizim ülkemizde ise Atatürkçülük oluyor.
TÜRKSOLU: Ne yani Atatürk solcu muydu?
GÖKÇE FIRAT: Ben size sorayım o zaman Atatürk sağcı mıydı?
TÜRKSOLU: Sanki ikisi de değil, Atatürk tam ortada değil mi?
GÖKÇE FIRAT: Bakın bu da büyük bir kandırmaca.
Atatürk’ün dönemine bakın, o sağcı liderlerin değil solcu liderlerin yanında sayılır.
Zaten karşısına aldığı güçler kimler? Emperyalistler!
Siz hiç emperyalizme karşı çıkan bir sağcı gördünüz mü?
Olmaz, bu eşyanın tabiatına aykırı.
Kaldı ki sosyolojinin ve ekonominin, politikanın kurallarına da aykırı.
Dünyada iktisat, sosyoloji, politika alanındaki akademik çalışmalarına bakın. Tüm biliminsanları Atatürk’ü solcu, devletçi hatta bir kısmı devlet sosyalisti olarak tanımlar.


Gökçe Fırat yazılarının yanı sıra konferanslar da veriyor.
En üstte Uğur Mumcu için Ankara’da verdiği bir konferans,
üstte ise Dünya Kadınlar Günü nedeniyle hazırladığı bir sunumda Adana’da. |
|
Atatürkçülüğü, solculuğu ve milliyetçiliği birleştiriyoruz
TÜRKSOLU: O zaman bizim ülkemizde niye bu böyle bilinmiyor?
GÖKÇE FIRAT: Bu da bizim asıl meselemiz zaten. Bakın bu ülkenin bir tane büyük birleştirici harcı vardır, o da Atatürk’tür. Atatürk’ün ismini silin Türkiye Cumhuriyeti kalmaz ortada.
Ama ülkemizde büyük bir oyun oynandı ve ülkenin emperyalizme karşı koyan dinamikleri birbirinden kopartıldı.
Şimdi günümüze gelelim.
Sıradan bir Atatürkçü solcu değildir.
Sıradan bir solcu Atatürkçü değildir, milliyetçi hiç değildir.
Bir milliyetçi ise asla solcu değildir.
Oysa Atatürk döneminde solcular, milliyetçiler ve Atatürkçüler tek bir bloktu. Nitekim Kurtuluş Savaşı bu şekilde kazanıldı.
Emperyalizmin en büyük başarısı Atatürkçü, solcu ve milliyetçi güçleri birbirinden kopartmak olmuştur.
Bu güçleri birleştirdiğinizde sorun çözülmüş olur. Biz de bunun için ortaya çıkıyoruz.
Bizim gibi ülkelerde solculuk ve milliyetçilik
aynı şeydir
TÜRKSOLU: Yani epey pragmatik bir çıkış bu.
GÖKÇE FIRAT: Pragmatik bir yanı hiç yok, çünkü bu ideolojik bir akım.
Adına ister Atatürkçülük deyin ister Üçüncü Dünyacılık, ister Ulusal Kurtuluşçuluk, bizim gibi ülkelerde solculuk ve milliyetçilik zaten aynı şey demektir. İkisi de antiemperyalisttir.
Mesele zaten bu fikrin aşındırılmış hatta karşıtına dönüştürülmüş olması.
Ama 10 yıldır ciddi bir ideolojik mücadele yürütüyoruz ve artık ülkemizde de insanlar Atatürkçülüğü, solculuğu ve milliyetçiliği birleştiriyor.
Amerika’dan korkmuyoruz Amerika bizden korksun!
TÜRKSOLU: Peki Amerika buna izin verecek mi?
GÖKÇE FIRAT: Amerika’dan izin isteyen yok ki!
Biz zaten Amerika’ya karşı bir Ulusal Kurtuluş mücadelesi yürüteceğiz. Amerika’dan korkmuyoruz Amerika bizden korksun.
Bakın Amerika Latin Amerika’yı kaybetti, işler kötü gidiyor.
Ortadoğu’da büyük bir projeyi uygulamaya koydu ama burada da işler sarpa sardı.
Çok yakında, yani bizim partimizle birlikte Amerika Ortadoğu’da da kaybetmeye başlayacak.
Latin Amerika ile Ortadoğu arasında bir devrimci köprü kurulacak ve kazanan ezilen halklar olacak.
TÜRKSOLU: Gerçekten bunu başarabileceğinize inanıyor musunuz?
GÖKÇE FIRAT: Başarabilir miyiz diye bir kaygımız hiç yok, çünkü kaybetme ihtimali görmüyoruz.
Bu yüzyılın kaybedeni Amerika olacak.
Biz ise kazananlar arasında yerimizi almak için sıraya giriyoruz.
Halka ulaşmak sorunumuz yok zaten halkın içindeyiz
TÜRKSOLU: Ama bir de oy almanız gerekir halktan. Bu halk size oy verir mi?
GÖKÇE FIRAT: Bakın bizim oy almak gibi bir kaygımız da yok çünkü alacağız. Partimizin kadroları zaten yıllardır halkın içinde çalışıyorlar. Bizler halkın ne istediğini, ne beklediğini zaten biliyoruz.
TÜRKSOLU: Ama bu programınızla halka ulaşmanız bile çok zor değil mi? Basın size yer verir mi?
GÖKÇE FIRAT: Bakın bizim basında yer bulmak diye bir hedefimiz yok.
Basın bize ekranlarını ve sayfalarını kapatabilir. Ama biz zaten halka ekrandan ya da gazete sayfasından ulaşmıyoruz ki. Biz doğrudan halkın kapısını çalıyor ve ona derdimizi anlatıyoruz.
Yani devrimci, mücadeleci bir çalışma tarzımız var ve burada basının bir önemi kalmıyor.
TÜRKSOLU: Gerçekten tüm halka bu şekilde ulaşabilir mi?
GÖKÇE FIRAT: Ulaşılabilir mi dışardan bir tahlil. Zaten ulaşıyoruz. Bizim partimizin kadroları Türkiye’nin dört bir yanında her gün binlerce evi ziyaret ediyorlar zaten. Önümüzdeki dönemde hızımızı biraz daha arttıracağız.
Çok basit bir hesap yapayım sizin için. Meydanlarda bildirilerimizi dağıttığımızda günde 1 milyon insana ulaşabiliyoruz.
Yok tüm evleri, işyerlerini dolaşalım, halkı ziyaret edelim dersek, bir haftada 1 milyon eve gidebiliyoruz.
Sizce az bir güç mü?
TÜRKSOLU: Madem böyle bir olanak var neden diğer partiler bunu yapmıyor?
GÖKÇE FIRAT: Niyetleri yok öncelikle. Kaldı ki rahatlarını bozmazlar.
Beylerle paşalarla değil yoksullarla cahillerle kuracağız partimizi
TÜRKSOLU: Rahatını bozan bir siz mi varsınız bu ülkede?
GÖKÇE FIRAT: Şimdilik öyle gözüküyor. Zaten Atatürk de Kurtuluş Savaşı sırasında bunu denemişti ve başarılı da oldu.
Bizim hareketimiz doğrudan Kuvayı Milliye geleneğinin devamı ve yöntem olarak da onu izliyoruz.
Nâzım’ın Kurtuluş Savaşı’nı anlattığı destanını bilirsiniz. Orada iki ayrı Türkiye manzarası çizer. Bir tarafta İstanbul’daki paşaları, beyleri anlatır. Yani vurdumduymazlığı ve ihaneti.
Ama diğer tarafta kavgayı omuzlayan Türk köylüsünü anlatır. Korkak, cahil ama vatansever insandır o.
İşte bizim partimiz de bu halka güveniyor. Beylerle paşalarla değil yoksullarla, cahillerle kuracağız partimizi.
TÜRKSOLU: İyi ama sıradan halkla siyasi mücadele vermek zor değil mi?
GÖKÇE FIRAT: Vallahi Attilâ İlhan’ın güzel bir sözü vardır, bu ülkeyi 150 yıldır aydınlar batırır halk kurtarır diye.
Yine öyle olacak Türkiye’yi seçkinler değil halk kurtaracak.
TÜRKSOLU: Peki partiniz de hiç seçkin isimler olmayacak mı?
GÖKÇE FIRAT: Elbette olacak. Birikim sahibi aydınlarımız da partimizde yer alacak ama partinin ana gövdesi halktan oluşacak.
TÜRKSOLU: Kimler var o zaman bu aydınlardan?
GÖKÇE FIRAT: Bunu da sürpriz olarak açıklayacağız.
TÜRKSOLU: Peki siz kendinizi hangi sınıfa sokuyorsunuz, seçkin misiniz yoksa halk mı?
GÖKÇE FIRAT: Hem zor hem kolay bir soru.
Eğer seçkinlikten kastımız ekonomik güç ise, zenginlik ise, sıradan halktan biriyim.
Ama eğer fikir üretimi açısından bakarsanız, yayınlanmış 10’un üzerinde kitabı olan bir fikir insanıyım.
Siyaseti rant kaynağı olmaktan çıkaracağız
TÜRKSOLU: O zaman siyaset sizin için zor olmayacak mı, parasız siyaset yapılabilir mi?
GÖKÇE FIRAT: Günümüz siyaseti için öyle. Ama zaten değişmesini istediğimiz şey de bu değil mi?
Siyaseti rant kaynağı olmaktan çıkartmak değil mi isteğimiz?
TÜRKSOLU: Ama halk parasız bir liderin peşinden gider mi?
GÖKÇE FIRAT: Vallahi buna halk karar verecek. İsterlerse zengin siyasetçilerin peşinden giderler ve daha da yoksullaşırlar ama peşlerinden gittikleri siyasetçiler daha da zenginleşirler.
Ya da kendilerinden birini lider olarak benimserler ve ülke olarak kalkınır ve yoksulluktan kurtuluruz.
TÜRKSOLU: Sizce hangisini seçer peki halk?
GÖKÇE FIRAT: Bence halk artık kendi kaderini eline alacak ve kendisinden birini lider olarak benimseyecek.
Diğer liderlerden en önemli farkım: Ben fikir üretiyorum
TÜRKSOLU: Sizin diğer liderlerden bir farkınız var mı?
GÖKÇE FIRAT: En önemli fark şu ki ben ekonomik olarak zengin sınıfın insanı değilim sıradan bir halk çocuğuyum.
Ama en önemli avantajım da şu ki diğer liderlerden farklı olarak fikir üretiyorum.
Bakın günümüz partilerinin liderlerine. Bunlar genellikle danışmanlarının onlar için yazdıklarını tekrarlar dururlar. Yönlendirmeye açıktırlar.
Ama ben kendi fikirlerini üreten, projelerini geliştiren bir insanım. Zaten bir lider öncelikle fikri lider olmalı bana kalırsa.
Bu konuda da kendime Atatürk’ü örnek alıyorum. Atatürk de gerek iktisatta, gerek kültür alanında derin araştırmalar yapan ve fikir üreten bir insandı. Zaten öyle olmasa başarılı da olamazdı.
TÜRKSOLU: 10 yıldır yazılarınızı okuyoruz ve genellikle sizin yazdıklarınız birkaç yıl sonra aynen gerçekleşiyor. Nasıl başarıyorsunuz bunu?
GÖKÇE FIRAT: Bunun tek bir sırrı var tarafsız bakabilmek.
Politikada insanlar genellikle önyargılı oluyor. Çoğu zaman olmasını istediklerini olacaklar olarak tanımlıyor. Ama sonuçta isteklerle olanlar arasında büyük bir fark oluyor.
Ben ise normal şartlar altında olacak şey ne ise, bu en kötü senaryo da olabilir, bunu açıkça yazarım.
TÜRKSOLU: Peki parti kurulduktan sonra da TÜRKSOLU’ndaki yazılarınıza devam edecek misiniz?
GÖKÇE FIRAT: Elbette edeceğim. Atatürk cephedeyken bile gazeteye yazı yazıyordu.
Fikir üretmek işin esasıdır. Bunu boşlamamak gerekir.
Üstelik bir de partinin katacağı deneyimlerle çok daha fazla ve yoğun yazmam gerekecek.
Biz Kuvayı Milliyeciyiz, politika
bizim için
bir vatan görevi
TÜRKSOLU: Sizi yazar olarak tanıyoruz ama nasıl bir lider olacaksınız? Lider saltanatı ülkemizde hep yakınılan konu biliyorsunuz.
GÖKÇE FIRAT: Lider olarak elbette mevcut parti liderleri gibi olamayız. Sonuçta bizler Kuvayı Milliye ruhu ile mücadele eden insanlarız ve politikayı da bir vatan görevi olarak yapıyoruz. O halde bizim için görev olan şeyi üstünlük aracı olarak göremeyiz.
Liderlik elbette bir otoriteyi gerektirir, disiplini gerektirir. Ama önemli olan insanların gönlünü fethedebilmektir. İnsanlar bana güvendiği, sevdiği ölçüde otoritemi benimserler.
Bu noktada Bedreddin’in dediğini yapacağız, gerçek egemenlik yüreklerde kurulan egemenliktir.
TÜRKSOLU: Peki siz de liderliği bırakmayacak mısınız şimdikiler gibi?
GÖKÇE FIRAT: Bizim partimiz şimdiki partilerde görülmedik ölçüde demokratik olacak ve parti lideri de günü geldiğinde kenara çekilip hizmetlerine öyle devam edecek.
Atatürk’ün istediği gibi: Gençlere güvenmek gerekir
TÜRKSOLU: Bunu söylemek için yaşınız çok genç değil mi?
GÖKÇE FIRAT: Şu anda 36 yaşındayım, bu elbette Türkiye için genç bir yaş.
Ama zaten bizim hareketimiz oldukça genç bir hareket.
Dolayısıyla partimiz de son derece genç bir parti olacak. Ama zaten bu da Atatürk’ün istediği şey. Gençlere güvenmek gerekir diye düşünüyorum. (Gelecek hafta devam edecek)
(TÜRKSOLU Gazetesi, sayı 269, 1 Şubat 2010)
|